Akrep adlı oyun, birinci ve ikinci mahkum diye adlandırılan (Eşber Yağmurdereli – Şahabettin Ovalı) iki kişinin Sinop Kalesi Hapishanesi'nde 7-12 Haziran 1982 tarihinde birlikte geçirdikleri beş günü anlatmaktadır. Bu her iki mahkum da idamla yargılanmakta, kalenin idam hücrelerinde tutulmaktadırlar. Birinci mahkum siyasi gerekçelerle diğeri is kan davası nedeniyle tutukludur. Birinci mahkum bir hukukçu ikinci mahkum ise hayvancılıkla uğraşan bir köylüdür. Doğaldır ki iki karakter arasındaki bu durumun bir yansıması olarak aydın olanla olmayan arasında yaşanan bir kişilik çatışması söz konusudur. Ayrıca bu iki karakteri siyasi olarak sağcı ve solcu diye tanımlamak da mümkündür. Zira, bir önceki cezaevinde sağcılarla birlikte kalan ikinci mahkum birinci mahkumu öldürmeye teşebbüs etmiş fakat başaramamıştır. Öte yandan oyuna özelliğini veren bir diğer durum da birinci mahkumun gözlerinin görmeyişidir.
Oyunun çatışma eksenini oluşturan bu karşıtlıklar, dönemin siyasi anlayışının şiddet politikaları karşısında bu iki insanı bir başka düzlemde birleştirmektedir. Oyunda döneme ait bu yoğun şiddet “Akrep” metaforu ile simgelenmektedir. Her ikisi de idam mahkumu olarak “Akrep”in kıskacında ölümü düşünmektedirler. Yaklaşan ölüm onları bütün bu farklılıkları bir yana bırakarak hayata tutunmaya yöneltmektedir. İnsan kişiliğinin ölüm karşısında hayata sığınma güdüsü, oyunun dramatik yönünü açığa vurmaktadır.
Ancak dönemin hukuk tanımayan siyasi şiddeti beşinci günün sonunda yani ikinci mahkumun duruşmaya çıkarıldığı günün ertesinde onu teslim alır ve ikinci mahkum yargılanmasının devam ettiği süreçte akrep tarafından hayattan koparılıp alınır. Geriye birinci mahkum için herkes adına mücadele etme kararlılığı ile umut kalır.