
Eser Adı
MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE ALEVİ OLMAK
Türü
Araştırma- inceleme
Yazar
Ağa MEMİŞ
Editörü
Seyit Harun ÖZDEMİR
Hazırlayan
Attila TUYGAN
Yayınevi
Federe Yayınevi
Kapak Tasarım
Selin Canan DEMİR
Sayfa Sayısı
206
Baskı Yılı
2010
Fiyatı
12 TL
Barkod
978994433923-0 |
Eser Hakkında;
Her laik Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının bir gizli dini vardır:
“Sünni-Hanefi” İslam.
Bu olgunun işaret ettiği gerçek, yönünü çağdaşlığa dönen ve bir
“İslami Protestanlık” yaratma niyetinde olan Cumhuriyet’in bu
öngörüsünde yatmakta olsa gerekir. Ancak tarih buna izin
vermemiştir. Zira demokrasiyi ve özgürlükleri kazanma yolunda
çabalayan toplumlarda, bu arayış toplumların kendi iç dinamikleri
üzerinden yürümediği takdirde mümkün değildir. İşte bu nedenledir
ki, devlet yükselen demokrasi talebi karşısında, kendi öz ideolojik
kimliğine dönmüş, 12 Eylül rejimi döneminde okullarda din derslerini
mecburi hale getirmiş, işi Alevi köylerine hiç kimsenin gitmediği
camiler yaptırmak noktasına kadar götürmüştür. Yine de bu topraklar
üzerinde Aleviler, İslamın kendi inançlarına ve ibadet şekillerine
tabi olmayanı ötekileştiren ve yüzyıllarca süren yok etme ya da en
azından asimile etmeye yönelik politikaları karşısında kendilerini
korumaya ve yok olmaktan kurtarmaya çalışmışlardır. Onlar, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’nin laik olmadığını, gizli bir din taşıdığını
bilirler ama Cumhuriyeti desteklemeye de devam ederler. Çünkü
Cumhuriyet en azından onlara kendi kimliklerini gizleme imkanı
tanımıştır. İşte salt bu nedenle de olsa, kendilerine kimlik
sorulmadığı için, “süzme” bir devlet partisi olduğunu biliyor
olmalarına rağmen, bugüne dek sürekli Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy
vere gelmişlerdir.
Ne var ki artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Küresel kapitalizm
koşullarında dünyaya hükmeden oligarşik akıl, adaletsizlikleri daha
da yaygınlaştırmak ve derinleştirmek için, dünya soluna karşı
El-kaide’yi yarattığı gibi, ülkemizde de demokrasi güçlerine karşı
bir İslami iktidarı destekliyor. Filistin halkının kurtuluş
mücadelesi karşısında İsrail’in Hamas’ı kurup da yaşattığı gibi…
Yüzyıllar boyunca tarifsiz acılardan, ateşlerden, yangınlardan
geçmiş, bütün hayatları bir “bedel ödemeler tarihi”’ne dönüşmüş
Aleviler artık susmanın ve kimlik gizlemenin bir işe yaramadığını
tecrübeyle biliyorlar. Ve onlar bu ülkedeki demokrasi güçlerinin en
önemli bir parçası olarak kendi özgürlük talepleriyle ve artık
kimliklerini açığa vurarak tarih sahnesine yürüyorlar. Bu ülkenin ve
çocuklarının geleceğini ideolojik bir kuşatmanın kıskacından
kurtarmak için mecburi din derslerine karşı çıkarak; bir gönül
bağıyla bağlandıkları tanrıyla, üç vakte, beş vakte bakmaksızın
sürekli bir iç sohbete dönüştürdükleri inançlarının gereğini özgürce
yaşayabilmek için Cem evlerine statü kazandırmaya çalışarak, büyük
insanlık trajedilerinin yaşandığı yangın yerlerini bir yüzleşme
simgesi olarak algılayıp demokrasinin yolunu açma çabasıyla özgürlük
taleplerini yükselterek tarihteki yerlerini almaya çalışıyorlar.
Bütün bunları anlamak gerekir. Zira bu gün Alevilerin Türkiye’nin
gündeminin en ön sıralarına koydukları tartışma konusu şudur:
“Müslüman Mahalsinde Alevi Olmak” Peki! Şimdi bu ne anlama geliyor?
|